Deniz’den Atatürk’e devrim sözü


“Ata’nın huzuruna çıktık. Saygı duruşunda bulunduk ve deftere: ‘Amerikan emperyalizmine karşı ikinci milli kurtuluş savaşımızda gerçekten izindeyiz. Milli Kurtuluş Savaşımız yok edilemez. Onu yok etmek için bütün Türk milletini yok etmek gerekir. Tam Bağımsız Türkiye için Mustafa Kemal yürüyüşçüleri’ yazdık.”

Deniz’den Atatürk’e devrim sözü

“Ata’nın huzuruna çıktık. Saygı duruşunda bulunduk ve deftere: ‘Amerikan emperyalizmine karşı ikinci milli kurtuluş savaşımızda gerçekten izindeyiz. Milli Kurtuluş Savaşımız yok edilemez. Onu yok etmek için bütün Türk milletini yok etmek gerekir. Tam Bağımsız Türkiye için Mustafa Kemal yürüyüşçüleri’ yazdık.”

“12 Mart sonrasının kahır günleriydi. Bir sabah radyoda duyduk ağır haberi: Deniz’lere kıymışlardı. Karşıyaka’dan İzmir’e geçmek için vapura bindim. Deniz bulanıktı; simsiyah, alçalmış bir gökyüzünün altında hırçın, çalkantılı… Acı bir yel esintisinin ortasında aklıma düştü ilk mısra… Vapurda sessiz bir köşe bulup yüksek sesle tekrarladım. Vapurdan indikten sonra da rıhtım boyunca bu ilk mısraları tekrarlayarak yürüdüm”.

Attilâ İlhan


“Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardıGüneşten ışık yontarlardı sert adamlardıHoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardıGittiler akşam olmadan ortalık karardı ”

(Bir kadın ismi sanılan ‘’Müjgan’’eski dilde “kirpik” anlamına geliyor ve Şair’in “müjganla ağlaşmak” tan ne söylemek istediği orada çözülüyor; Attila İlhan, 6 Mayıs 1972 yılında idam edilen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’a ağlıyordu…)

“12 Mart sonrasının kahır günleriydi. Bir sabah radyoda duyduk ağır haberi: Deniz’lere kıymışlardı. Karşıyaka’dan İzmir’e geçmek için vapura bindim. Deniz bulanıktı; simsiyah, alçalmış bir gökyüzünün altında hırçın, çalkantılı… Acı bir yel esintisinin ortasında aklıma düştü ilk mısra… Vapurda sessiz bir köşe bulup yüksek sesle tekrarladım. Vapurdan indikten sonra da rıhtım boyunca bu ilk mısraları tekrarlayarak yürüdüm”.

  • Attilâ İlhan

“Bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
Güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
Hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
Gittiler akşam olmadan ortalık karardı ”


(Bir kadın ismi sanılan ‘’Müjgan’’eski dilde “kirpik” anlamına geliyor ve Şair’in “müjganla ağlaşmak” tan ne söylemek istediği orada çözülüyor; Attila İlhan, 6 Mayıs 1972 yılında idam edilen Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’a ağlıyordu…)


Üstadı kaybedeli 2 yıl olmuş.. Tiyatro aşığı, Şiir aşığı, dostlarıyla 1 kadeh Türk Rakısı, bir kadeh Yunan Uzosu içen Ada’lı.. Ada gibi Adam..  Üstat Cüneyt Türel'i saygıyla anıyorum…

Üstadı kaybedeli 2 yıl olmuş.. Tiyatro aşığı, Şiir aşığı, dostlarıyla 1 kadeh Türk Rakısı, bir kadeh Yunan Uzosu içen Ada’lı.. Ada gibi Adam..
Üstat Cüneyt Türel'i saygıyla anıyorum…

1 Mayıs 2014 ♥ 2 not           Reblog    
waynerd:

Sunburns and Backbeats
www.waynestadler.com

waynerd:

Sunburns and Backbeats

www.waynestadler.com

28 Nisan 2014 ♥ 1.225 not           Reblog    High-Res
reblogged from waynerd
#ANLAYAMAZSINIZ

#ANLAYAMAZSINIZ

#Kasaba

#Kasaba

Çocukluğumda, yazları adada otururken Pırasa adını taktığımız, arkadaşlarla ortak bir teknemiz vardı. Onunla çoğu zaman adanın arka sahiline gider, arabacının hanımı Rum madamın evinin önündeki patates tarlasını kestirmeden geçer, yüksek bir yere çıkar ve günbatımını bekleyerek, kızıl güneşin denize değdiği anı yakalar, işte bir sanat foroğrafı denilen şeyden çekerdim. Halbuki 400 milyon seneden beri güneş hep böyle batıyor ve ben sanat yapmıyordum.. Türkiye’deki foroğraf anlayışı, benim Pırasa adlı teknem, madamın patates tarlası ve romantik güneş batışlarının arasında sıkışıp kalmıştır.. #AraGüler

Çocukluğumda, yazları adada otururken Pırasa adını taktığımız, arkadaşlarla ortak bir teknemiz vardı. Onunla çoğu zaman adanın arka sahiline gider, arabacının hanımı Rum madamın evinin önündeki patates tarlasını kestirmeden geçer, yüksek bir yere çıkar ve günbatımını bekleyerek, kızıl güneşin denize değdiği anı yakalar, işte bir sanat foroğrafı denilen şeyden çekerdim. Halbuki 400 milyon seneden beri güneş hep böyle batıyor ve ben sanat yapmıyordum.. Türkiye’deki foroğraf anlayışı, benim Pırasa adlı teknem, madamın patates tarlası ve romantik güneş batışlarının arasında sıkışıp kalmıştır.. #AraGüler

Kediler nankör değildirler. İnsandır nankör olan. Kedi karşılıksız sevgidir. Nasıl bir bebek karnı doyunca susar, yada istediği olsun diye ağlar kedide böyledir. Buna nankörlük demek, kediden yararlanamayan insanın bahanesidir. En fazla hadis rivayet eden Ebu Hureyre kedi babası diye anılıyor. Dünyada ilk kedi hastanesi Osmanlı tarafından açılıyor. İnsana yarenlik etmeye devam ediyor kediler yıllardır. İnsanlar bu yarenlere sevgilerinizi, dost elinizi eksik etmeyin.. (Marmara 5’da)

Kediler nankör değildirler. İnsandır nankör olan. Kedi karşılıksız sevgidir. Nasıl bir bebek karnı doyunca susar, yada istediği olsun diye ağlar kedide böyledir. Buna nankörlük demek, kediden yararlanamayan insanın bahanesidir. En fazla hadis rivayet eden Ebu Hureyre kedi babası diye anılıyor. Dünyada ilk kedi hastanesi Osmanlı tarafından açılıyor. İnsana yarenlik etmeye devam ediyor kediler yıllardır. İnsanlar bu yarenlere sevgilerinizi, dost elinizi eksik etmeyin.. (Marmara 5’da)

Karacalama.. #CemKaraca

Karacalama.. #CemKaraca

  • "Ben öğrenciyi, işçiyi, yoksul ve emekçi halk yığınlarına seslenen bir şarkıcı olarak 10 pound verip benim konserime gelecek adama söyleyecek şarkım yok zaten.."
  • "Yani Londra’da ki bir Türkiye’yi yaşar gibiyim. Buda benim yine sırtımı halkımın gerçeğine dayamamı, gücümü halkımın gerçeğinden almamı sağlıyor ki, benim kendi gerçeklerime yabancılaşmamı da önlüyor. Burada Londra’ya gelip Western’i dolaşıp 8-10 tane film seyredip, Oxford Street’ten birkaç tane takım elbise alıp gitmek çok cazip bişey olmasa gerek. Ama burada gelip Türkiye’de ki Kıbrıs’ta ki işçilerle onların sorunlarını konuşmak…"
  • "Halkın talepleri doğrultusunda bir gelişim çizgisi bende egemen oldu. Ve gördümki, bir sanatçı mutlaka ve mutlaka halkın talepleri doğrultusunda iş vermeli ürün vermeli. Zaten Türkiye bugün yoz emperyalist bir kültürün açık baskısı altındadır. Buna televizyonu, boyalı basını, magazinleri ve radyosu alet olmaktadır. Pop müzik bir salgın halindedir Türkiye’de.."
  • "Düşünebiliyor musunuz Türkiye’de bir olay oluyor. Söz gelimi bir üniversite katliamı oluyor. Bir takım gözü dönmüş, hangi emele hizmet ettiği bizce çok açık seçik bilinen, bir takım tipler gelip üniversite öğrencilerinin üzerine bomba atıp, tabancayla ateş açıyorlar, makinalı tüfeklerle tarıyorlar. Bir sürü arkadaşımız vuruluyor, 7-8 kişi ölüyor. Öğrenciler, bunlar bizim toplumumuzun geleceğinin göz bebekleri yani, saksıda yetişmiyor bugün bir üniversite öğrencisi. ve aynı akşam bilmemne gazinosunun neonlarında şakır şakır yansıyan bilmemne hanımefendi sevmek ne güzel diye şarkı söylüyor. Peki bu ölenler sevmiyorlarmıydı? Onlar öldüğü için onların arkasından göz yaşı döken bir sevgili yokmuydu? ve bu düşüp ölen arkadaşımızın arkasından ağlayan bir başka kız arkadaşımızın göz yaşları sevgi için akmıyormuydu? Bu sevgi değil mi? İlle sahil yolunda el ele tutuşup öpüşmekmidir sevgi? Ben böyle bir sevgiyi kabul etmiyorum. Bu tür sevgiyi anlatan şarkıları sevda şarkısı olarak değil, afyon şarkısı olarak kabul ediyorum."
  • "Biz şimdi son bir şarkı yaptık, Safinaz diye. Safinaz’da buna benzer bir tema işledik. Yoksul işçi kızın aslında kurtuluşunun çok başka yerlerde olduğunu, sınıfsal örgütlü nitelikli örgütlü bir mücadeleyle kurtulabileceğini vurguladık. ve işin ilginç yönü bu şarkılarımız bizim kendi ülkemizin uğrunda nice canlar verdiğimiz, gerektiğinde ipe yağlı urgana kravata uzatır gibi gırtlağımızı uzattığımız ülkemizin televizyonunda radyosunda çalınmaz."

Cem Karaca -  Londra Konserinden önce BBC Türkce’ye verdiği röportaj

8 Şubat 2014 ♥ 3 not           Reblog    
Üryan geldin üryan gittin, ansızın bir deli çaydan içtik doyamadık sana Cem Baba.. Ölümsüzsün! #CemKaraca

Üryan geldin üryan gittin, ansızın bir deli çaydan içtik doyamadık sana Cem Baba.. Ölümsüzsün! #CemKaraca