#ANLAYAMAZSINIZ

#ANLAYAMAZSINIZ

#Kasaba

#Kasaba

17 Şubat 2014           Reblog    High-Res
Çocukluğumda, yazları adada otururken Pırasa adını taktığımız, arkadaşlarla ortak bir teknemiz vardı. Onunla çoğu zaman adanın arka sahiline gider, arabacının hanımı Rum madamın evinin önündeki patates tarlasını kestirmeden geçer, yüksek bir yere çıkar ve günbatımını bekleyerek, kızıl güneşin denize değdiği anı yakalar, işte bir sanat foroğrafı denilen şeyden çekerdim. Halbuki 400 milyon seneden beri güneş hep böyle batıyor ve ben sanat yapmıyordum.. Türkiye’deki foroğraf anlayışı, benim Pırasa adlı teknem, madamın patates tarlası ve romantik güneş batışlarının arasında sıkışıp kalmıştır.. #AraGüler

Çocukluğumda, yazları adada otururken Pırasa adını taktığımız, arkadaşlarla ortak bir teknemiz vardı. Onunla çoğu zaman adanın arka sahiline gider, arabacının hanımı Rum madamın evinin önündeki patates tarlasını kestirmeden geçer, yüksek bir yere çıkar ve günbatımını bekleyerek, kızıl güneşin denize değdiği anı yakalar, işte bir sanat foroğrafı denilen şeyden çekerdim. Halbuki 400 milyon seneden beri güneş hep böyle batıyor ve ben sanat yapmıyordum.. Türkiye’deki foroğraf anlayışı, benim Pırasa adlı teknem, madamın patates tarlası ve romantik güneş batışlarının arasında sıkışıp kalmıştır.. #AraGüler

Kediler nankör değildirler. İnsandır nankör olan. Kedi karşılıksız sevgidir. Nasıl bir bebek karnı doyunca susar, yada istediği olsun diye ağlar kedide böyledir. Buna nankörlük demek, kediden yararlanamayan insanın bahanesidir. En fazla hadis rivayet eden Ebu Hureyre kedi babası diye anılıyor. Dünyada ilk kedi hastanesi Osmanlı tarafından açılıyor. İnsana yarenlik etmeye devam ediyor kediler yıllardır. İnsanlar bu yarenlere sevgilerinizi, dost elinizi eksik etmeyin.. (Marmara 5’da)

Kediler nankör değildirler. İnsandır nankör olan. Kedi karşılıksız sevgidir. Nasıl bir bebek karnı doyunca susar, yada istediği olsun diye ağlar kedide böyledir. Buna nankörlük demek, kediden yararlanamayan insanın bahanesidir. En fazla hadis rivayet eden Ebu Hureyre kedi babası diye anılıyor. Dünyada ilk kedi hastanesi Osmanlı tarafından açılıyor. İnsana yarenlik etmeye devam ediyor kediler yıllardır. İnsanlar bu yarenlere sevgilerinizi, dost elinizi eksik etmeyin.. (Marmara 5’da)

Karacalama.. #CemKaraca

Karacalama.. #CemKaraca

  • "Ben öğrenciyi, işçiyi, yoksul ve emekçi halk yığınlarına seslenen bir şarkıcı olarak 10 pound verip benim konserime gelecek adama söyleyecek şarkım yok zaten.."
  • "Yani Londra’da ki bir Türkiye’yi yaşar gibiyim. Buda benim yine sırtımı halkımın gerçeğine dayamamı, gücümü halkımın gerçeğinden almamı sağlıyor ki, benim kendi gerçeklerime yabancılaşmamı da önlüyor. Burada Londra’ya gelip Western’i dolaşıp 8-10 tane film seyredip, Oxford Street’ten birkaç tane takım elbise alıp gitmek çok cazip bişey olmasa gerek. Ama burada gelip Türkiye’de ki Kıbrıs’ta ki işçilerle onların sorunlarını konuşmak…"
  • "Halkın talepleri doğrultusunda bir gelişim çizgisi bende egemen oldu. Ve gördümki, bir sanatçı mutlaka ve mutlaka halkın talepleri doğrultusunda iş vermeli ürün vermeli. Zaten Türkiye bugün yoz emperyalist bir kültürün açık baskısı altındadır. Buna televizyonu, boyalı basını, magazinleri ve radyosu alet olmaktadır. Pop müzik bir salgın halindedir Türkiye’de.."
  • "Düşünebiliyor musunuz Türkiye’de bir olay oluyor. Söz gelimi bir üniversite katliamı oluyor. Bir takım gözü dönmüş, hangi emele hizmet ettiği bizce çok açık seçik bilinen, bir takım tipler gelip üniversite öğrencilerinin üzerine bomba atıp, tabancayla ateş açıyorlar, makinalı tüfeklerle tarıyorlar. Bir sürü arkadaşımız vuruluyor, 7-8 kişi ölüyor. Öğrenciler, bunlar bizim toplumumuzun geleceğinin göz bebekleri yani, saksıda yetişmiyor bugün bir üniversite öğrencisi. ve aynı akşam bilmemne gazinosunun neonlarında şakır şakır yansıyan bilmemne hanımefendi sevmek ne güzel diye şarkı söylüyor. Peki bu ölenler sevmiyorlarmıydı? Onlar öldüğü için onların arkasından göz yaşı döken bir sevgili yokmuydu? ve bu düşüp ölen arkadaşımızın arkasından ağlayan bir başka kız arkadaşımızın göz yaşları sevgi için akmıyormuydu? Bu sevgi değil mi? İlle sahil yolunda el ele tutuşup öpüşmekmidir sevgi? Ben böyle bir sevgiyi kabul etmiyorum. Bu tür sevgiyi anlatan şarkıları sevda şarkısı olarak değil, afyon şarkısı olarak kabul ediyorum."
  • "Biz şimdi son bir şarkı yaptık, Safinaz diye. Safinaz’da buna benzer bir tema işledik. Yoksul işçi kızın aslında kurtuluşunun çok başka yerlerde olduğunu, sınıfsal örgütlü nitelikli örgütlü bir mücadeleyle kurtulabileceğini vurguladık. ve işin ilginç yönü bu şarkılarımız bizim kendi ülkemizin uğrunda nice canlar verdiğimiz, gerektiğinde ipe yağlı urgana kravata uzatır gibi gırtlağımızı uzattığımız ülkemizin televizyonunda radyosunda çalınmaz."

Cem Karaca -  Londra Konserinden önce BBC Türkce’ye verdiği röportaj

Üryan geldin üryan gittin, ansızın bir deli çaydan içtik doyamadık sana Cem Baba.. Ölümsüzsün! #CemKaraca

Üryan geldin üryan gittin, ansızın bir deli çaydan içtik doyamadık sana Cem Baba.. Ölümsüzsün! #CemKaraca

Evvel zaman içinde
Klabur zaman içinde
Çok uzak değil yakın bir ülkede
Sevimli, uslu, küçücük gözlü
Küçük kediler yaşarmış.
Yemekleri ortak, yatakları birmiş
Sevinçleri hepsininmiş
Duman rengi, açık kahverengi
Küçük kediler yaşarmış.
#BülentOrtaçgil #BulentOrtacgil #Kediler  (Sarkoy Marina’da)

Evvel zaman içinde
Klabur zaman içinde
Çok uzak değil yakın bir ülkede
Sevimli, uslu, küçücük gözlü
Küçük kediler yaşarmış.
Yemekleri ortak, yatakları birmiş
Sevinçleri hepsininmiş
Duman rengi, açık kahverengi
Küçük kediler yaşarmış.
#BülentOrtaçgil #BulentOrtacgil #Kediler (Sarkoy Marina’da)


iki yıl önce söylemiştim, ben protestomu sürdürüyorum..ve sözlerimin arkasındayım. Dünyanın neresinde olursa olsun,tutuklu yazarların yanındayım. Onlar benim kalemşörlerimdir.Erdoğan giderse, tutuklu son yazar da hapisten çıkarsa,Türkiye’ye gelirim…
Paul Auster

iki yıl önce söylemiştim, ben protestomu sürdürüyorum..
ve sözlerimin arkasındayım.
Dünyanın neresinde olursa olsun,tutuklu yazarların yanındayım.
Onlar benim kalemşörlerimdir.
Erdoğan giderse, tutuklu son yazar da hapisten çıkarsa,
Türkiye’ye gelirim…

  • Paul Auster

bir şehri tam kalbinden,beyninden vurup gitmek…

bir şehri tam kalbinden,
beyninden vurup gitmek…

kış günlüğü (Moonlight Beach’da)

kış günlüğü (Moonlight Beach’da)

@SPNAE @pnr_23 Başarılar Kaptan.. Çubuklunun Efsanesi olarak kalacaksın #SemihŞentürk

@SPNAE @pnr_23 Başarılar Kaptan.. Çubuklunun Efsanesi olarak kalacaksın #SemihŞentürk

image

    12 Aralık Pazar günü Ankara Kitap Fuarı’nda hasretini çektiğim okurlarla söyleşip kitap imzalarken, 20 yaşlarında bir delikanlı kitabı uzattı, adını söyledi:
Uğur…
    Yıllar önceki imza günlerinde adı Uğur olan çocuklarla karşılaşırdım. Adının nasıl konduğunu sorduğumda, tahmin ettiğim yanıtı alırdım. 24 Ocak 1993’ten kısa bir süre sonra doğmuşlardı…
    Aradan geçen yıllar o çocukları büyütmüş, delikanlı olmuşlar.
    Ankara Kitap Fuarı’nda da 20’sindeki delikanlı, yüzüne dikkatlice bakınca ne sorduğumu anladı. Şunları söyledi:
    "Şubat 1993 doğumluyum. Uğur Mumcu katledildiğinde annem babam çok üzülmüşler. Hatta annemin düşük yapma tehlikesi bile belirmiş. Doğumuma kısa bir süre kala önceden kararlaştırdıkları adı değiştirmişler ve Uğur koymuşlar."
    19 Ocak’taki Adana Kitap Duarı’nda da benzer bir tabloyla karşılaştım. Çukurova Üniversitesi öğrencisi karayağız delikanlı kitabı uzatırken adını söyleyince, soran gözlerle yüzüne baktım. Derin bir gülümsemeyle "Evet doğru tahmin ettiniz. Adım Uğur Mumcu’dan geliyor" dedi.

***
    Selda Bağcan'ın "Uğurlar Olsun" ağıt türküsüne gönderme yapmak gerekirse Uğur’lar oldu, büyüdüler, üniversite kapısına dayandılar, mezun olmaya hazırlanıyorlar.
    Uğur Mumcu’yu katlederken onun sadece bedenini değil ruhunu ve düşüncelerini de ortadan kaldırmak isteyenler başaramadılar. Uğur Mumcu’nun düşünceleri, gazetecilik ilkeleri, meslek ahlakı, Atatürk ve yurt sevgisi bugün de toplumun gönlündeki en yüce değerlerin başında geliyor.
    Uğur Mumcu’nun ruhu yaşıyor. Sadece ruhu mu? İşte bedeni de yaşıyor. 1993’te doğan binlerce Uğur şimdi Türkiye’nin dört bir yanında hayata atılmaya hazırlanıyor.
    Uğur Mumcu’yu öldürerek ruhunu yok edemeyenler 2000’li yılların sonrasında başka bir yöntem denediler. Mademki bedenleryok oluncaruhlar ölmüyor, o zaman bedeni canlı tutup ruhu öldürmek gerekiyordu.
    Bu nasıl olacaktı?
    Kumpaslarla, pusularla aydınları hapse atıp onları yargı işkencesine soktular. Yaptıkları plana göre pes edecekler, yanlış düşündük diyecekler, her şeyi reddedeceklerdi. Biz ettik, siz etmeyin diyeceklerdi. Yanlış düşünmüşüz, diyeceklerdi. Böylece aydınların ruhunu bedenleri öldürecekti.
    Aydınların bedenlerini ruhlarının katili yapmak istediler.
    Başaramadılar.
    Bunda bir etken aydınların direnciyse, en az onun kadar önemli bir etken de halkın sevgisiydi. Onlar er ya da geç halkla kucaklaşacaklarını biliyorlardı. Bedenlerini ve ruhlarını o güne hazırlıyorlardı.
***
    Uğur Mumcu katledildiğinde 30’lu yaşların başındaydım. O bizim daha üniversite yıllarından beri ulaşmak istediğimiz hedefti. O kadar büyüktü ki, yaşı yoktu.
    Genç kuşaklar için yaşı da çok ileri bir ağabeydi Uğur Mumcu.
    Şimdi düşünüyorum… Uğur Mumcu 51 yaşında katledildi, bense 54 yaşıma girdim.
    Yazımın başına oturmadan önce kendi kendime dedim ki; arkadaş, Uğur Mumcu’dan 3 yıl fazla yaşamışın, meğer ne kadar genç kaybetmişiz Uğur Mumcu’yu. Eneriyle birikimin örtüştüğü en verimli çağında aramızdan koparmışlar.
    Bizi mücadeleye ve hayata bağlayan başlıca güç, aşağıdan genç Uğur’ların, Uğur Mumcu’ların yetişiyor olması.
    Onlara selam olsun…

25 Ocak 2014 ♥ 1 yorum           Reblog