deniz o kadar sakindiki.. yüzenlerde vardı ennn kıyısında. kum bembeyazdı. güneş gözükmüyordu ama ısıtıyordu.. ben nerden geldiğimi neden geldiğimi bilmeden ordaydım. elimde bir fotoğraf makinesi vardı.. arkama baktım ben nerden gelmiştim. bir otele benziyordu.. küçük bir otele. sonra fotoğraf makinamı aldım. uzun bir objektifi vardı. insanlara baktım. denize baktım. acaba fotoğraf çekmelimiydim. düşündüm. vizöre doğru götürdüm gözümü.. ilk gördüğüm bir çocuktu. elinde rengarenk bir top havaya atıp duruyordu. top havadayken yakalamaya çalıştım bir kare. yakaladım mı bilmiyorum. yüzen insanlar yüzmeye devam ediyorlardı. yürüyenler vardı. kum bembeyazdı.. deniz o kadar sakindiki. mutluydum. huzur vardı.. sonra bitti rüyam.. uyandım.. gitmek mi lazımdı?
Ben Kaybolurken
Sen Ararken
Bulacağız Birbirimizi

Arasıra düşmüyor değil aklıma
Yabancı kadınların sıcaklığı
Ama Allah bilir ya, ne saklıyayım
Yanında ihtiyarlamak istiyorum…

- Uğur Mumcu (22 Ağustos 1942 - 24 Ocak 1993)
Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi…
Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi…! Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi.
Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz, ey halkım, unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi..
UNUTMA BİZİ …
- Yarın ne kadar sürer diye sormuştum Anna, hatırladın mı?
+ Sonsuzluk ve birgün kadar
- Duyamadım?
+ Sonsuzluk ve bir gün kadar

Mehmet, çok mutluyum. Uzak bir yolculuktan döneceksin yarın. Bir vapur müjdeledi bana az evvel. Seni limandan uğurlayışımı hatırlıyorum. Masmavi bir denizin ortasında ak köpükler bırakarak giden o gemiyi, martıları, simit satan çocuğu… Seni götüren gemiler elbet geri getirecekler,biliyorum. Yoksa kimse sevmezdi gemileri öyle ya! Yavaşça gireceksin kapıdan hiçbir şey sormayacağım sana. Sen de bir şey deme. Öyle dur biraz. Anlatma… Boşver geldin ya. Bu anı unutmayalım diye koluma bir çimdik atarım korkma. İnsan hatırlamak istedikleriyle mutludur. Hatırlamayı istemediğin başkalarının ayıbı. Yüzüme bakacaksın, biliyorum yorgunsun. Tertemiz serin çarşaflarda uyutacağım seni masal anlatacağım çocuk eyler gibi. Hatırlar mısın birgün ‘sen benim hem ailem hem vatanımsın’ demiştim ya sana. Uzun bir süredir kayıp bir kızın masalı olacak bu. Sonunda vatanına kavuşan bir kızın mutlu masalı.
- Çemberimde Gül Oya

Dağ başında bir avcı kulübesi
Yerler diz boyu kar
Ocakta ateş
Dışarıda rüzgar
Hadi gel
Önce sevişmeliyiz uzun uzun
Yerdeki ayı postunun üzerine uzanmalıyız
Bütün vücudunu santimetrekarelere ayırıp
Birer birer öpmeliyim
Ve sonra sımsıkı sarılmalıyım sana
Böylece ölmeliyiz
Aradan yıllar geçip
Bizi buldukları zaman
Etlerimiz çürümüş olsa da
Kemiklerimiz ayrılmamalı birbirinden
Hadi gel
Nefes almak hüner değil
Seninle ölmek istiyorum.
- Ümit Yaşar Oğuzcan
Bir Kalır uzun resimlerde anısı sakallarımızın
Urban içinde Üşüyüp Üşüyüp kaldığımızın

3
Bu dünya soğuyacak, yıldızların arasında bir yıldız, hem de en ufacıklarından, mavi kadifede bir yaldız zerresi yani, yani bu koskocaman dünyamız.
Bu dünya soğuyacak günün birinde, hatta bir buz yığını yahut ölü bir bulut gibi de değil, boş bir ceviz gibi yuvarlanacak zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız.
Şimdiden çekilecek acısı bunun, duyulacak mahzunluğu şimdiden. Böylesine sevilecek bu dünya "Yaşadım" diyebilmen için...
Nazım HİKMET
Lambayı yakma, bırak,
sarı bir insan başı
düşmesin pencereden kara.
Kar yağıyor karanlıklara.
Kar yağıyor ve ben hatırlıyorum.
Kar…
Üflenen bir mum gibi söndü koskocaman ışıklar…
Ve şehir kör bir insan gibi kaldı
altında yağan karın.
Lambayı yakma, bırak!
Kalbe bir bıçak gibi giren hatıraların
dilsiz olduklarını anlıyorum.
Kar yağıyor
ve ben hatırlıyorum.
Büyükada’da kavurucu bir yaz günü… Güneşin altında koşturmaktan iki gözü parlayan yaramaz mı yaramaz, laf anlamaz bir çocuk yine toplamış arkadaşlarını, eski gazetelerin üstüne bez sararak yaptığı avuç içi kadar topu tekmeliyor. Birazdan top düşmanı annesine suçüstü yakalanacak ve günlük…
Cevdet yağmurdan korunmak ister gibi ceketinin yakalarını yukarı kaldırdı. Maça iki saat önceden gelmişti ve hava yağacak gibi kasvetliydi. Mayıs ayı İstanbul’da çok güzel ve neşeli geçer aslında, ama o gün aksi gibi bulutluydu hava. Cevdet evden çıkarken salon perdelerinin arasından içeri…
| Provided by website-hit-counters.com site. |